Köy odaları ve mahalle odaları  köy ve kasabaların  sosyal yaşantısı en etkin, en yoğun şekilde yansıtmaktadır. İnsanların soğuk kış gecelerinde toplanıp doyumsuz sohbetlerin yaptığı tek yerleridir. Mahallinin kendi evi gibi gördüğü, herkesin bir araya gelmesi ve birbirleri ile hal yarenlik etmelerine büyük katkı sağladığı, halk okulu niteliğinde yerlerdir.
Kasabaya, köye gelen yabancıların misafir edildiği bedava 10 numara otellerdir.  Geçmişten günümüze her mahallede bulunan, bir ara göz ardı edilse de yeniden eski günlerine kavuşan odalar geçmişi geleceğe taşıyan hayır ve kültür merkezleri köy odalarıdır.
Bu mekânlar eskiden beri İslamiyet’in ve toplum kültürürünün yayılmasına hizmet etmiştir. Anadolu’da birçok kervan yollarına, hatta ıssız bozkırlara yapılan kervansaraylar da, yolcular için aynı işlevi yapardı.
Köye gelen garip, yolcu, misafir, tacir, çoban, deveci, çerçi gibi insanlar hiç çekinmeden ilk buldukları köy odasına misafir olurlar. Allah rızası için parasız yiyip, içerler istirahat ederler. Hayvanı için de yem saman verilir. Oda sahibi için de bu çok büyük bir onurdur. Babadan oğula vasiyet edilir; ”Odaya gelen misafire iyi bak.”diye... Anadolu köylerinde odalar sosyal dayanışmayı sağlar. Köy odaları Türk konukseverliğinin en güzel örnekleriydi. Yolculukların yaya, hayvan sırtında, veya at arabası ile yapıldığı devirlerde, hele kış mevsimlerindeki uzun seferlerde gecelemek, konaklamak için elbette emin bir yere ihtiyaç vardı. Atalarımız, köy odaları ve kervansaraylarla insanlara, yolculara yardım etmeyi kendilerine bir görev saymışlar; çünkü gün olur kendileri de uzak yerlere gidip yolcu olacaktı. Oda sahibi odanın işletilmesine büyük bir itina gösterir. Odasını erkenden açar oturur. Temizliğini yapar, sobasını yakar. Daha sonra konu komşu da gelmeye başlar. Çaylar kahveler içilir. Odanın dolabında her an çay ve kahve takımı ve yatak-yorgan hazır bulunur Kurban ve Ramazan bayramlarında da odalar açık bulundurulur. Komşular odada topluca yemek yerler. Gençler köydeki bütün odaları gezerek odada bulunan büyüklerin ellerini öperler. Komşulardan bir cenaze olduğu zaman da oda açılır. Orada toplanılır. Taziyeler orada kabul edilir. Cenaze sahibinin üzüntüsünden yemek hazırlayamayacağı düşüncesiyle her evden tepsilerle yemek getirilerek odada yenilirdi.  Oda sahibinin veya yakın komşunun düğünü olacağı zaman da oda açılır, hazırlanır. Düğün bitinceye kadar oda düğün odası olur. Erkekler düğün odasında eğlenir, yemekler yenilir. Düğün bitince oda yine temizlenir, eski fonksiyonunu kazanır. Köy odalarında her zaman bir oturma adabı vardır. Odaya gelen kişi kapıdan girince “Selam’ün Aleyküm” diyerek, ayakkabılarını çıkarıp geçer oturur. Yaş olarak büyükse odanın yukarısına oturur, küçükse aşağıya oturur. Odada bulunanlar hepsi teker teker “Aleyküm-Selam”dan sonra“Merhaba” derler. Veya “Cümleten merhaba” denir. Gençler her zaman aşağıda kapıya yakın otururlar. Büyükler su filan isteyince hemen su ikram ederler, hizmet ederler. İyice yaşı küçükler ağzı kara(Konuşulan mevzuları başka yerde anlatır) diye odaya kabul edilmez bile.... Odada oturulurken edep hiçbir zaman terkedilmez, derli toplu oturulur, diz çökerek veya bağdaş kurulur. Köy odaları köylüler için en önemli eğlence merkezidir.

Uzun kış gecelerinde köy odalarında muhabbet bol olur. Fincan oynanır, yüzük saklanır. Oyunlar sergilenir. Zaman zaman yemesine içmesine bahisler tutulur. Yenilir içilir...
Soğuk veya yağışlı havalarda oda cemaati camiye gidemediği zaman, cemaatle namazkılı nır, oda caminin yerini tutar. Ayrıca köy imamı ve ya dini bilgisi bulunan büyükler oda halkına bu odalarda vaaz ü nasihat ederler. Âşıklık geleneğinin yaygın olduğu devirlerde köye gelen âşıklar köy odasında konaklayıp, atışmalar yaparlardı. Köy odalarının bir başka faydası ise erkeklerin evden uzaklaşmasını sağlar. Böylece hanımlar da kendi aralarında daha rahat oturup sohbet ederler. Evde oturan, odaya pek gitmeyen erkekler ayıplanır, ”Karı gibi hanımların  içerisinde ne oturuyon?” denir. Kadınlar da,“Ha odaya kalk git de biz de rahat rahat işimize bakalım hay len.” Derler Eskiden 1940–50lere kadar, yüz haneli bir köyde 10–15 köy odası bulunan ve şimdilerde artık hiç bulunmayan köy odalarında, köyün veya mahallenin insanları, kahvehane olmadığı için, orada toplanırlar, (adeta toplanmak için can atarlar), her türlü sorunları orada tartışırlar, orada hallederlerdi. Köy Odası aynı zamanda bir muhtar evi, muhtar odası işlevini de görür, köyün bütün sorunları orada konuşulurdu.


Genellikle muhtarın veya bir yakınının köy odası olurdu. Devletin köye duyurusu, köyün ve köylünün her türlü sorunları, emir ve yenilikler orada konuşulup tartışılır, halka duyurulur, karara bağlanırdı. Sanki köyün bir hükümet binası, resmi binası, kültür evi gibi, bir halk okulu idi. Köye gelen, tahsildar, memurlar, jandarma, uzaklardan gelen misafirler köy odalarında ağırlandığı, köyün bedava bir oteli idi, eski devrin köy odaları. Komşuların bağına, tarlasına, ekinine, sebzesine, hayvanına veya başka bir eşya ve malına, sebzesine, ekinine köyden biri tarafından zarar verilmiş; kızı kaçmış, koyunu çalınmış, kavga edenler vb şikâyetçi muhtara bildirilir. Muhtar da ihtiyar heyeti ve ileri gelenleri ilgili köy odasına toplar. Şikâyet eden ve edilen de köy bekçisi tarafından çağırttırılır, orada taraflar dinlenilir, bir karara varılırdı. Zarar verene, zarar ziyan bedeli ödettirir. Zarar belli de, zarar veren ödememekte direnirse, tarihin meşhur cezalandırma yöntemi olan falaka uygulanır, cezalı kişi falakaya yatırılırdı. “Dayak Cennetten çıkma” diye düşünülür, “bi güzel ıslatılırdı”(dayak atmanın şifreli adı “ıslatma”  idi.Yaygarası duyulmasın diye ağzına bir yağlık (mendil) bağlanır, “vur Allah vur”. Adam “tovbe” diyene, suçunu itiraf edene kadar falaka faslı devam ederdi. , “Allaha şükretki seni karakola göndermedik, yoksa semeriynen seksene çıkar, dünya kadar da masarıf ederdin” denilir. Muhtar ve ihtiyar heyeti sayesince hakkını alan kişi de, muhtara küçük bir hediye verirken, muhtar ona, “sen de Allah şükret ki iş garagola, makemiye ahsetmedi, dünya gadar masarıf ederdin, belki bu berat ederdi” diye övünçlü tembihlerde bulunulurdu. En sonunda iki taraf da, barıştırılır, yatıştırılır, “Allah razi olsun, muhtar sayesinde hallettik, yoksa gazada dünya gadar masarıf ederdik, perişan olurduk” diye muhtara dua edilirdi. Böylece, köy adaleti yerini bulur, taraflar memnun olurdu.

ESKİDEN BÖYLEYDİ, YİNE DEVAM EDEN GELENEKLERİ VAR Bu köy odası muhabbetti bitmez. Odalar Köyün tarihidir. Odalar Köyün acısına, sevincine şahittir. Son günlerde Çobanlar ilçemizde yeniden eski günlere bir dönüş yaşanmakta ve köy odası olarak anılan, her sokağın bir köşesinde bilmem kimlerin odası diye tabir edilen odalar, kış günlerinde herkesin bir araya gelmesine, birlikte bir şeyleri paylaşmasına, ferfene yemeklerine ev sahipliği yapmaktadır. Avcıların av yemeklerini yediği, bunun yanında bu yörede özgün hale gelen ARAPAŞI, KEŞKEK, KABAK TATLISI,  ET YEMEKLERİ gibi ferfene yemeklerinin yendiği hoş sohbetlerin edildiği mekanlar haline geldi.

   
© Sülümenli Belediye Başkanlığı